Mehmet Demirkol: Fatih Terim’i arayıp Arda’yı sordum

NTV Spor yorumcusu Mehmet Demirkol Spor Servisi programında Fatih Terim’e Arda Turan’ı sorduğunu anlattı.Fatih Hoca’ya ‘Arda Turan’ı alacak mısınız?’ diye sordum. Bambaşka bir cevap verdi hatta hiç cevap vermedi.Riekerink hakkında da konuşan Demirkol, ”Ben Riekerink’i eleştireceksem ikinci yarıda oyuncu değişiklikleri yüzünden eleştirmem. Galatasaray kadrosunun 112’ler falan koşması yok. Koşarlar ama nabızları çok yüksek olur. Tempoyu neden düşüremediğini sorarım sadece başka bir şey demem. ‘Riekerink’in oynattığı futbolu geçen sene beğenmiyordum çünkü deplasmandalar nasıl oynadığını gördük ama sezonu kupayla kapattı mı? Kapattı.” dedi.

Kaynak : Kralspor.ensonhaber.com

Türkiye, hematolojik kanserlerin yönetimi ve tedavisinde dünya süper liginde

Kongrede, Türkiye’nin hematolojik kanserlerin yönetimi ve tedavisinde Batı Avrupa standartlarını aştığına, ilaç araştırmaları başta olmak üzere ARGE faaliyetlerinin artış gösterdiğine ve Türk bilim insanlarının kanser alanında yeni moleküller keşfetmesinin teşvik ve desteklendiğine dikkat çekildi.

Türkiye’nin alanında uzman ve saygın hematologlarını bir araya getiren 3. Hematolojik Onkoloji Kongresi, 21-25 Eylül tarihleri arasında KKTC Acapulco Hotel ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. 15 Eylül’ün ‘Dünya Lenfoma Bilinçlendirme’, 22 Eylül’ün de ‘Kronik Miyelositer Lösemi (KML) Dünya Farkındalık’ günleri olması nedeniyle; Kongre Bilimsel Programı’nda, nispeten sık görülen bu iki kanla ilgili hematolojik kanser türüne ayrıca dikkat çekildi.

Türkiye genelinden yaklaşık 450 bilim insanının katılımı ile gerçekleşen Kongre’de ayrıca Hematoloji Üniversitesi kapsamında lösemiye dönüşme ihtimali olan kemik iliği bozukluklarını ele alan Miyeloproliferatif Hastalıklar Fakültesi, ana sempozyum içerisinde de Hayata Tutunma Öyküleri” Yarışma Oturumu ve Ödül Töreni yapıldı.

Kongre kapsamında ayrıca basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısında, Hematolojik Onkoloji Derneği (HOD) Başkanı Prof. Dr. Seçkin Çağırgan, Dünya Aferez Birliği Başkanı ve HOD Kurucu Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, HOD II. Başkanı Prof. Dr. Sevgi Kalayoğlu Beşışık, HOD Araştırma Sekreteri Doç. Dr. Anıl Tombak ve Doç. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz söz aldılar.

Kansere rağmen uzun ve kaliteli yaşamın sırrı 3. Hematolojik Onkoloji Kongresi’nde masaya yatırıldı. Basın toplantısında kongre bilimsel içeriği ve etkinlikleri hakkında bilgi veren Hematolojik Onkoloji Derneği Kurucu Başkanı ve Dünya Aferez Birliği Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Kanla ilgili kanser türlerine odaklanan hematolojik onkoloji alanında; özellikle lenfoma, myeloma ve lösemi gibi lenf bezi, kan ve kemik iliği kanserlerinde hedef tedaviler ve immünoterapi çalışmaları artarak devam ediyor. Bunun dışında kişilerin kanser tedavisi sonrası iyilik hali elde edildikten sonra kendisinden alınan kök hücrelerin dondurulup saklanması ve yüksek doz kemoterapi gördükten sonra bu kök hücrelerin kişiye geri verilmesi olarak tanımlanabilecek otolog kök hücre nakli ve amacı bağışıklık sistemini uyarmak olan immünmodulatuar ajanların otolog kök hücre nakli sonrası “idame tedavi”de kullanımı kongrede tartışıldı” dedi.
Prof. Dr. Altuntaş, “Kongrenin bir gün öncesinde kendi alanında deneyimli Hematologlar tarafından kurulan “Hematoloji Üniversitesi” eğitim platformunun “Miyeloproliferatif Hastalıklar Fakültesi” yapıldı. Bu toplantıda kronik miyelositer lösemi, esansiyel trombositemi, polistemia vera, miyelofibrozis, mastositoz, eozinofilik lösemi, kronik nötrofilik lösemi gibi kemik iliği bozuklukları kaynaklı Miyeloproliferatif Hastalıklar’a dair patoloji, immünoloji, genetik, tanı, tedavi ve kök hücre nakli gibi ilgili tüm konu başlıkları tartışıldı” dedi.
“Beyaz Geceler Oturumu”nun Hematoloji Onkoloji Derneği’nin düzenlediği sempozyum ve kongrelerde artık geleneksel hale geldiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, “Günün geç saatlerinde yapılan “Beyaz Geceler Oturumu”nda bu yıl Prof. Dr. Meltem Aylı’nın sunumuyla “Kanser ve Edebiyat” konusu işlendi. Türk ve dünya edebiyatında bu hastalığa yer veren hikaye, öykü ve romanların işlenişlerinin konuşulduğu etkinlik, doktorlar ve sağlık çalışanlarının beğenisini topladı” diye konuştu.

Bilim dünyasında son günlerde tartışılan kanser aşısı ile ilgili çalışmalara da değinen Prof. Dr. Altuntaş, Tümör aşısı gelecek vadediyor, buna şüphe yok ama her derde deva değil. Seçilmiş hastalarda klinik çalışmalar çerçevesinde yürütülmeli ama umut tacirliği yapılmamalı, hastalara doğru mesajlar verilmeli. Ön araştırma sonuçlarına göre hastalarda rutin kullanıma dair veriler bulunmuyor. Zamana ihtiyaç var, beklemek lazım değerlendirmesinde bulundu.

“Toplumdaki kobay anlayışı değişmeli”
Kanserin çağın hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Kanser, tüm dünyada kalp-damar hastalıklarından sonra 2. ölüm nedeni. Ancak, son 10 yılda kanser gelişim süreci hakkında müthiş bir bilgi birikimine sahip olmayı başardık. Hematolojik kanserlerin yönetimi konusunda kesinlikle gelişmiş dünya ülkelerini yakaladık ve gelecek planlarımızda Türk Hematoloji bilimini bir üst basamağa taşımak ve innovatif yapıya kavuşturmak en önemli hedefimiz” dedi.
Gerek hematolojik kanserlerin tanısı gerekse de tedavisi için Ülke olarak her türlü teknik ve donanıma sahip olduğumuza dikkat çeken Prof. Dr. Altuntaş şöyle devam etti:
“Türk bilim insanları olarak bazı klinik çalışmaları artık tüm ülke çapında yürütme olanağına sahibiz. Klinik çalışmalar artık ülke genelinde etkin, verimli, yaygın, sürdürülebilir ve Avrupa Birliği kalite ölçütlerinde yapılır hale gelmiştir. Ancak Faz I ve II çalışmalarının yapılabildiği daha fazla merkezlere ihtiyaç olduğu da açıktır. Bu bağlamda klinik araştırma kültürü geliştirilmeli ve desteklenmelidir. Toplumdaki “Kobay” anlayışı değişmelidir. Kanser alanında son yıllardaki baş döndürücü gelişmeler bu klinik çalışmalar sayesinde olmaktadır. Bugün kanser tedavi edilebilir bir hastalık ise bu klinik çalışmalar sayesindedir. Bu nedenle ülkemizde klinik çalışmaların daha çok yapılabilmesi için başta hasta, hekim, sağlık otoritesine görev düştüğü gibi toplum ve basına da önemli görevler düşmektedir” dedi.

Türkiye, ilaç ihraç eden ülke konumuna gelebilir
Ar-Ge konusuna da değinen HOD Kurucu Başkanı ve Dünya Aferez Birliği Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Ülkemizde öncelikle klinik araştırma kültürü oluşturulması ve genele yaygınlaşması ihtiyacımız bulunuyor. Bundan bir sonraki basamak olan ilaç geliştirme başta olmak üzere AR-GE faaliyetlerini ülke olarak iyi ve doğru koordine edebilirsek; belki de kanser alanında yeni molekül veya moleküllerin keşfini yapanlar Türk bilim insanları olacak. Böylelikle ülke olarak önümüz açılacak ve ilaç ithal eden değil ilaç ihraç eden ülke konumuna gelmemiz mümkün olabilecek. Yüksek teknoloji üreten bir Türkiye hayal değil” dedi.

“Hapını yut lösemini tut”
“Erişkin lösemilerinin yaklaşık yüzde 15’ini oluşturan Kronik Miyelositer Lösemi (KML), çoğunlukla ileri yaşta karşımıza çıkmakta ve erkeklerde daha sıklıkla görülmektedir” diyen Prof. Dr. Altuntaş şöyle devam etti:
“2001 yılına kadar kök hücre nakliyle tedavi edilen hastalığın kötü seyri, ağızdan alınan mucize ilaçlar (tirozin kinaz inhibitörleri) sayesinde tamamen değişti. KML hedefe yönelik tedaviler konusunda birçok kanser türü için model oluşturdu. 15 yıl önce ortalama 5 yıl yaşam süren bu hastalar, bugün neredeyse kendi yaş gruplarındaki sağlıklı bireylere yakın bir ömür yaşayabiliyor. Hem de bunu günde tek hap yutarak yapıyorlar. Yani hapla lösemiyi yenmek mümkün. Biz buna kısaca; “Hapını yut lösemini tut” diyoruz. Bu nedenle KML hastalarına haplarını mutlaka düzenli bir şekilde yutmalarını tavsiye ediyoruz.”

“Hedefe yönelik yeni nesil ilaçlarla yan etkiler azalırken, etkinliği bir o kadar artıyor”
Daha sık görünen ikinci hematolojik kanser türü olan lenf bezi kanseri Lenfoma’nın günümüz koşullarında tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Hematolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Seçkin Çağırgan, “Altını çizerek söylemek istiyorum: Lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Son gelişmeler ışığında bazı lenfoma tiplerinde yeni bir döneme girmek üzereyiz. Bazı lenfoma hastalarını artık ağızdan alınan haplarla yüksek başarı oranları ile tedavi etmekteyiz. Hedefe yönelik ilaçlar veya akıllı moleküller’ dediğimiz yeni nesil ilaçlarla yan etkiler azalırken, etkinliği bir o kadar artıyor. Örneğin; Hodgkin lenfomalı hastalarda yeni bir ilaç Nivolumab ile çok iyi ön sonuçlar elde edildi. Nivolumab hem yanıt oranlarını artırmakta hem de kök hücre nakli yapılabilen hasta sayısını artırmaktadır. Önümüzdeki süreçte uzun dönem sonuçlar açıklandıkça daha net konuşabileceğiz. Gelecek için ümit vaat eden bir gelişme. Önümüzdeki süreçlerde hedefe yönelik akıllı ilaçların klinik kullanıma girmesi ile lenfoma tedavisinde başarı oranlarımız daha da artacaktır” dedi.

Prof. Dr. Çağırgan, “Günümüzde büyük ilerleme kaydeden hedefe yönelik tedavi immünoterapi sayesinde kanser hastalığının şeker veya hipertansiyon gibi kronik tedavi edilebilir bir hastalık haline dönüştürmesi çok yakın bir gelecekte mümkün olacak. İmmünoterapi hastalara, hasta yakınlarına ve biz hekimlere umut olmaya devam ediyor. Özellikle myeloma, lenfoma ve lösemilerde umut vaat eden sonuçlar alınmakta. Ancak, maliyet önemli bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Ülke sağlık sistemleri göreceli olarak gözlenme sıklığı yüksek olan hematolojik kanserlerin tedavisinde bu ajanların rutin kullanımının yükünü hissedeceklerdir. Yüksek gelirli ülkeler ilaç maliyetinde indirim için pazarlık etme yolları ararlarken, bizim gibi orta gelirli ülkeler maliyeti yüksek bulacaklardır. Ama inanıyorum ki sağlık sistemimiz bu sorunu aşmanın yolunu mutlaka bulacaktır” dedi.

“Multiple Myeloma’da yeni standart tedavi, ölüm riskini yüzde 61 oranında azaltıyor”
Hematolojik Onkoloji Derneği II. Başkanı Prof. Dr. Sevgi Kalayoğlu Beşışık, “Bir çeşit kan kanseri tipi olan multiple myeloma tedavisinde son 10 yılda önemli gelişmeler oldu. Tümörün üzerindeki molekülü tanıyan bir ilaç olan Daratumumab‘ın kullanıldığı çalışma sonuçlarına göre tedaviye yanıt oranlarının iki kat arttığı bildirilmiştir. İlacın hastalığın ilerlemesini ve hastalığa bağlı ölüm riskini yüzde 61 oranında azalttığı yayınlanmıştır” dedi.

Prof. Dr. Beşışık şöyle devam etti:
“Bir diğer önemli gelişme ise kök hücre nakli sonrası hastalık yönünde tedavinin sürdürülmesi ve bu amaca yönelik verilen lenalidomid idame tedavisi ile sağ kalımı uzatması olmuştur. Nitekim ortanca 80 ay süreli izlem sürecinde ölüm riskinde yüzde 26 azalma ve ortanca tahmini sağkalımda 2.5 yıl artış gözlenmiştir. Ancak kendi kök hücreleri ile yapılan nakil tipi otolog kök hücre naklinin halen myeloma tedavisinde mutlaka yer alması gereken bir tedavi olarak kaldığı belirlenmiştir”.

“Sigaradan uzak durulması, hareketli bir yaşam, obeziteden kaçınmak ve dengeli beslenme; kanserden korunmaya yardımcı oluyor”
Lenf bezi, kan ve kemik iliği kanserleri gibi hematolojik kanserlerin, tüm kanser vakaları içerisinde yüzde 10’luk bir kısmı oluşturduğunu belirten HOD Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Anıl Tombak, “15 Eylül’ün Dünya Lenfoma Bilinçlendirme, 22 Eylül’ün de Kronik Miyelositer Lösemi (KML) Dünya Farkındalık günleri olması nedeniyle, 3’üncüsünü düzenlediğimiz Hematolojik Onkoloji Kongresi’nde hematolojik kanserler arasında nispeten daha sık görülen bu iki kanseri bilimsel programımızın odağına aldık” dedi.
Doç. Dr. Tombak, “Kanser tedavisinin çok yönlü bir tedavi olduğuna ve sadece hekimin gayretinin yeterli olmadığına dikkat çekerek, “Tedavide hastanın moralinin yüksek seviyede olması çok önemli. Hasta ve hasta yakınlarının moralini yüksek tutmak amacıyla yeterli psikolojik destek sağlanmalıdır. Psikolojik destek alan hastalar daha umutlu yaşadıkları ve hayata daha olumlu baktıkları için tedaviye uyumları artmakta, bu da hastalığın tedavisinde başarı şansını yükseltmektedir” dedi.
Yaşam şekli değişikliğinin de tedaviye olumlu katkı sağlayan bir unsur olduğunu belirten Doç. Dr. Anıl Tombak, “Sigaradan uzak durulması, hareketli bir yaşam, obeziteden kaçınmak ve dengeli beslenme en önemli yardımcı unsurlardır. Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü “Tütün ve Sigarayla Mücadele Kampanyası’nı, Obezite İle Mücadele Hareketi Kampanyası’nı ve Sağlıklı Yaşam Kültürünü Teşvik Projesi’ni destekliyoruz” dedi.

“Ülkemizde son 15 yılda kök hücre nakli sayısı Avrupa’ya göre 10 kattan fazla arttı”
Toplantıda, ülkemizin Ulusal Kemik İliği Bankası TÜRKÖK’ün kurulmasının kök hücre naklinde yarattığı büyük etkiye dikkat çeken Doç. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz, “2015 yılında 24’ü pediatrik ve 53’ü erişkin olmak üzere toplam 77 merkezde 3.593 kök hücre nakli gerçekleştirildi. Son 15 yılda Avrupa’daki nakil sayısı yüzde 80 artarken, ülkemizdeki artış yüzde 860 ile 10 kattan fazla oldu. TÜRKÖK Projesi öncesinde ülkemizin 2 merkezine kayıtlı kök hücre vericisi havuzu 20.000’di ve 2015 yılında bu merkezlerden Türk hastalara gerçekleşen nakil sayısı 6’ydı. Nisan 2015’te TÜRKÖK kuruldu. Temmuz 2016 sonu itibariyle 16 ayda donör havuzu 127’bine ulaştı. Bu sürede TÜRKÖK havuzundan Türk hastalara 127 nakil yapıldı” dedi.
TÜRKÖK’ün Nisan 2016’da Dünya Kemik İliği Bankası Üyesi olduğunu belirten Doç. Dr. Tekgündüz şöyle devam etti:

“Bu süre içinde yurtdışından hastalar için TÜRKÖK’ten 24 aday saptandı. Hatta 4 Ağustos 2016’da bir TÜRKÖK vericisinden ilk yurtdışı nakil Hintli bir hastaya gerçekleştirildi. TÜRKÖK’te, taramadan nakile geçen süre 100 gün iken, yurtdışı bankalarında bu süre 200 gün yani 2 katı. TÜRKÖK bekleme süresini yüzde 50 azalttı. Ayrıca yurtdışı kemik iliği bankalarından yararlanmanın maliyeti 35 bin Avro iken, TÜRKÖK bu maliyeti 7 kat azaltarak 5 bine düşürdü.”

“‘Yazarak’ tedavi oluyoruz”
Hematolojik Onkoloji Derneği, her yıl geleneksel olarak öykü yarışmaları düzenliyor. Bu yıl düzenlenen ‘Hayata Tutunma Öyküleri’ yarışmasında dereceye girenler 3.Hematolojik Onkoloji Kongresi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Kanser hastaları yaşadıkları süreçleri yazarak hem tedavi oluyorlar hem de toplumsal farkındalık oluşturuyorlar. Bu şekilde hem diğer hasta ve hasta yakınlarına, hem de sağlık çalışanlarına ve yöneticilerine yaşamlarından kesit sunarak hayata dokunmaya çalıyorlar.
Kanser konusunda toplumda farkındalığı artırmak amacı ile HOD tarafından düzenlenen ‘Hayata Tutunma Öyküleri Yarışmasına toplam 120 öykü katıldı. ‘Hayata Tutunma Öyküleri’ yarışmasında Aysel Kaymaz ‘Ahşap Pencere’, Cevdet Polat da ‘Penceremde Serçe Kuşu’ öyküleriyle birincilik ödülünü paylaştılar. Anıl Can Uğuz ‘İki Hece Altı Harf’, Emrah Akkan ‘Çiçeğim’ isimli öyküleriyle ikinci olurken, Hakan Unutmaz ‘Bana Gitmekten Bahsetme’ ve Mehmet Akif Duman da ‘Bergamotlu Çay’ öyküleriyle üçüncü sırada yer aldılar.
Yarışmada birinci olan Aysel Kaymaz ve Cevdet Polat’a ödülleri KKTC Acapulco Otel’de yapılan 3. Hematolojik Onkoloji Kongresi kapsamında düzenlenen Ödül Töreni’nde Prof. Dr. Rıdvan Ali ve Prof. Dr. Bülent Yalçın tarafından takdim edildi.
Yarışmaya katılan öykülerden 34’ü Hematolojik Onkoloji Derneği tarafından kitaplaştırılarak kongre katılımcılarına hediye edildi. Yarışmada dereceye giren ilk üç eser, Hematolojik Onkoloji Derneği tarafından ödüllendirilirken, yarışmacıların en büyük ve manevi ödülü tedavi sürecindeki hastalara mücadeleye devam etmeleri için ilham vermeleri oldu


Kaynak : İha.com.tr

Caner Toygar nazara geldi

Milliyet’te yer alan habere göre evlilik programlarının hayatımıza soktuğu isimlerin başında gelen Caner Toygar, bir süredir Esra Erol’un programında eş adayını arıyordu.

HASTANEDEN YAYINA BAĞLANDI

Ancak programın dünkü bölümüne katılamayn Caner, hastaneden canlı yayına bağlanarak midesinden rahatsızlık geçirdiği için programa katılamadığını belirtti.
Kaynak : Sacitaslan.com

Faizsiz gayrimenkul alımında yeni dönem

’Bir evim olsun’ diyen milyonlarca insanın hayatına dokunmak ve mutluluklarına ortak olmak için yola çıkan firma, sektöre yeni bir bakış açısı getireceğini açıkladı. Faizsiz, vade farksız ve ek maliyetler getirmeden sadece evin değerini ödeyerek, özellikle dar ve orta gelirli aileler için fırsatlar sağlıyor. Birevim Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çiftçi, İstanbul Çırağan Sarayı’nda yaptığı basın toplantısında konuyla ilgili açıklamalar yaptı.

Gayrimenkul dışında herhangi bir fark ödenmiyor
Firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çiftçi, ’’Ev, arsa, iş yeri gibi gayrimenkullerin ve araba alımının en kolay ve faizsiz şekilde alımını sağlıyoruz. Faizden kastımız şu: Bir müşteri bize 200 bin TL’lik kampanyaya dahil olduğu takdirde, gayrimenkul dışında herhangi bir fark ödememiş oluyor’’ dedi. Firmanın şubeleri hakkında bilgi veren Çiftçi, ’’Şuan itibariyle 4 şube ve bir genel merkez olarak faaliyetimizi yürütüyoruz. İnşallah bu yıl sonuna kadar 13’üncü şubemize ulaşmış olacağız. 2017’de 33 şubemizi açmayı planmış oluyoruz. Orta ve uzun vadede başta büyükşehirlerimiz olmak üzere, tüm illerimizde İnşallah şubelerimiz olmuş olacak. Şuan Türkiye’ni bütün illerinden başvurular geliyor.Biz, genel merkezimizde, İstanbul dışından gelen taleplerle ilgilenecek Anadolu şubesi oluşturmuş olduk’’ diye konuştu.

’’Bize başvuru yapan ailelerimiz, tamamen kendi bütçelerine uygun ödeme planı oluşturuyorlar’’
Başvuru yapanların, ödeme planını kendilerinin yaptığını dile getiren Çiftçi, ’’Bize başvuru yapan ailelerimiz, tamamen kendi bütçeler uygun ödeme planı oluşturuyorlar. Bu yöntemi tercih eden bir aile, ben ne kadar fiyata bir gayrimenkul, araba almak istiyorum? Peşinat verecek miyim? Peşinatsız mı gireceğim? Aylık ne kadar ödeyebilirim? Ailemizin bütçesine uygun bir ödeme planı oluşturuyoruz. Yapılan bu ödemeye göre, firmamızın hangi yöntemine göre hizmet alacağını ve ne zaman teslim alacağını belirliyoruz. Sırası gelince teslimatı gerçekleştiriyoruz’’ şeklinde konuştu.

Uyguladıkları yöntemin uygunluk belgeleri olduğunu vurgulayan Çiftçi, ’’Bizim uyguladığımız yöntemlerin özellikle ismini söylerken tasarrufa dayalı faizsiz gayrimenkul veya araba edinilmesini sağlamak diyoruz. Faizsizlik prensibi söz konusu olduğu için uyguladığımız her yönteminde uzmanlar tarafından incelenmesi ve herhangi bir sıkıntı olmaması gerekiyor. Firma olarak fiili satışlara başlamadan önce yaptığımız tüm yöntemler için uzmanların değerlendirmelerini aldık’’ dedi.


Kaynak : İha.com.tr

Binali Yıldırım, Medvedev’i tebrik etti

Başbakanlıktan yapılan açıklamada, Sayın Başbakanımız bugün, Rusya Federasyonu Başbakanı Dimitri Medvedev’i telefonla arayarak, Rusya Federasyonu’nda 18 Eylül’de gerçekleştirilen Parlamento seçimlerinde, Birleşik Rusya Partisi’nin oyların yüzde 55’ini kazanarak elde ettiği başarıdan dolayı tebrik etmiştir denildi.

Başbakan Yıldırım’ın ayrıca, 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsü karşısında Rusya’nın sergilediği dayanışmanın halk tarafından takdirle karşılandığını dile getirdiği belirtilerek, Rusya Federasyonu Başbakanı Medvedev, tebriki için Sayın Başbakanımıza teşekkür etmiş, son dönemde ikili ilişkilerimizi normalleştirme ve daha ilerletme konusunda karşılıklı olarak atılan adımların sürdürülmesine önem verdiklerini vurgulamıştır. Sayın Başbakanlar, ikili ilişkilerin yanısıra ve başta Suriye’deki durum olmak üzere bölgesel konularda da Türkiye ve Rusya Federasyonu arasındaki diyalogu ve üst düzey siyasi temasları artırarak sürdürme konusunda mutabık kalmışlardır ifadeleri kullanıldı.


Kaynak : İha.com.tr

Akfa Holding ve Fi Yapı’ya kayyum atandı

Hürriyet’te yer alan habere göre Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) finansal destek sağlandığı iddiasıyla yürüttüğü soruşturma kapsamında, aralarında AKFA Holding’e bağlı şirketler ile Fi Yapı’nın da bulunduğu 22 şirkete, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) yetkililerinin kayyum olarak atanmasına karar verildi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü, Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosu’nca, FETÖ/PDY’ye finansal destek sağlandığı iddiasıyla AKFA Holding ve 44 alt şirketine yönelik yürütülen soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında, savcılık dosyada adı geçen şirketlere Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 133. maddesi uyarınca kayyum tayin edilmesini talep etti.

Talebi değerlendiren Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliği kararında, şirketin 2013 yılında İstanbul merkezde çalışan personeline Bank Asya’da hesap açtırarak Türkiye genelindeki ofislerinde tahsil edilen paraları personelin hesabına yatırmak suretiyle kayıt dışı hale getirdiği, 17 Aralık 2013 tarihinde şirketin, Türkiye genelindeki bütün ofis içlerindeki birtakım belgeleri imha ettikleri yönünde ihbarda bulunulduğu belirtildi.

Yine söz konusu ihbarda, şirketin cemaat adı verilen FETÖ/PDY’ye ait kuruluş olduğu, ürünleri faturasız olarak sattığı, tahsilatçılar aracılığıyla satılan bu ürünlerin paralarının müşterilerden toplanarak Bank Asya’da bulunan bölge sorumlularının şahsi hesapları aracılığıyla İstanbul’a gönderilmek suretiyle vergi kaçırıldığının belirtildiği kaydedilen kararda, kayıt dışı bu paralardan kaynaklanan vergi kaybı bulunduğu, kayıt dışı paranın takibi ve denetimi için de sistemin dışında tutulduğunun bildirmesi üzerine belirtilen firmalar üzerinde gerekli çalışmalar gerçekleştirilerek tespitlerinin yapıldığı aktarıldı.

Tespit edilen firmalar ve çalışanlarının silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’ye üye olmak, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’a muhalefet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, Yardım Toplama Kanunu’na muhalefet ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlarını işlediklerinin ihbarlar ve gizli tanıkların ifadelerinden, hesap hareketlerinden, analiz ve HTS raporlarından, Dışişleri Bakanlığı Güvenlik ve İstihbarat Genel Müdürlüğü’nün analiz raporlarından ve birçok Vergi Denetim Kurulu Başkanlıkları raporlarından anlaşıldığı belirtildi.

Kararda, toplanan delillerden söz konusu şirketlerin FETÖ/PDY ile ilişkileri olduğunun anlaşıldığı kaydedilerek, soruşturma ve değerlendirme yapılırken şirketlerin merkezlerinde yeni incelemeler, yine şirket çalışanlarının bilgilerine başvurulması, yeni bilgi ve belge alınmasının söz konusu olacağı, bu işlemlerin yapılmasının şirketlerin mevcut yönetimleri tarafından engellenebileceği, istenen bilgi ve belgelerin verilmeyeceği gibi delil ve belgelerin de yok edilebileceği ifade edildi.

FETÖ/PDY örgütü aleyhine deliller toplandıkça mevcut yöneticiler tarafından şirketlerin mal varlıklarının başkalarına devredilebileceği, hatta tamamen satılarak nakde çevrilip yine örgütün amaçları doğrultusunda kullanılabileceğine işaret edilen kararda, söz konusu şirketlere, 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 13. ve 19. maddeleri ile CMK’nın 133. maddesi gereğince belirtilen kayyum tayin edilmesi, yine aynı maddeler gereğince TMSF yetkililerinin kayyum olarak görevlendirilmelerinin talep edildiği anlatıldı.

Talebin kabulüne karar veren hakimlik, aralarında AKFA Holding’e bağlı şirketler ile Fi Yapı’nın da bulunduğu 22 şirkete, TMSF yetkililerinin kayyum olarak atanmalarına karar verdi.

Hakimlik, kayyum olarak atanan bu kişilerin yönetim organının tüm yetkilerine sahip olmasını, yönetim organının yetkilerinin tümü ile bu kayyumlara devredilmesini ve yeni yönetim organının bu kayyumlarca oluşturulmasını kararlaştırdı.

TMSF yetkililerinin kayyum olarak atandığı şirketler şöyle:

AKFA Bilişim ve Yazılım Sistemleri Sanayi ve Ticaret AŞ, AKFA Bilişim Yazılım Sistemleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, AKFA Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ, AKFA Medikal Ticaret Sanayi Limited Şirketi, AKFA Mühendislik ve Taahhüt Hizmetleri A.Ş, AKFOM Medikal Sistemleri Sanayi Ticaret AŞ, ATLAS Sağlık ürünleri Ticaret A.Ş, DELTA Mühendislik Tesisat İnşaat, Elektronik Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi, DELTA Mühendislik Tesisat İnşaat Elektrik Taahhüt ve Ticaret AŞ, ENTEGRE Elektronik Güvenlik Sistemleri Limited Şirketi, ENTEGRE Satek Elektronik AŞ, Nurkay Makine ve Elektronik Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi, Nurkay Makine ve Elektronik Sanayi Ticaret AŞ, Nurkay Tel ve Elektrot Sanayi ve Ticaret AŞ, R2 Servis Elektrik, Elektronik ve Bilgisayar Teknolojileri Sanayi ve Ticaret AŞ, SAMATIP Hastane Mobilyaları ve Yüksek Teknoloji Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, SYNAPSİS Medikal Teknolojileri Ticaret AŞ, Begesan Çocuk Gereçleri Sanayi ve Ticaret AŞ, Fi Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ, Fİ Yönetim ve Hizmeti İşletmeleri AŞ, ANT Emlak Geliştirme ve Gayrimenkul Yatırım AŞ, FİYAPI Gayrimenkul Geliştirme ve İnşaat Sanayileri Ticaret AŞ.
Kaynak : Sacitaslan.com

Quaresma derbide golü kaçırdı Şenol Güneş çıldırdı

Spor Toto Süper Lig’in 5. haftasında Beşiktaş ile Galatasaray karşı karşıya geldi.2-2 sona eren dev karşılaşmanın son dakikaları nefesleri keserken, Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş’in Quaresma’ya vermiş olduğu tepki kameralara yansıdı.Josue’nin kaçırmış olduğu net pozisyonun ardından dönen topta Muslera ile karşı karşıya kalan Ricardo Quaresma, pas vermek yerine şut çekmiş ve siyah-beyazlı takımı adeta galibiyetten etmişti.Tecrübeli teknik adam, yıldız futbolcunun kaçırdığı bu net pozisyonun ardından, ”Allah belanı versin ya, pas vereceğine vuruyor” diyerek tepkisini dile getirdi.İşte o anlar:Quaresma derbide golü kaçırdı Şenol Güneş çıldırdı – İZLE(Görüntüler Lig TV’den alınmıştır)
Kaynak : Kralspor.ensonhaber.com

Derik şehitleri memleketlerine uğurlandı

Derik-Kızıltepe karayolunun Derik ilçesi girişindeki Tepedağ köyü mevkiinde dün 08.30 sıralarında teröristlerce yola tuzaklanan el yapımı patlayıcının asker ve korucuları taşıyan minibüsün geçişi sırasında infilak ettirilmesi sonucu Jandarma Astsubay Çavuş Ömer Faruk Darbaş ile Jandarma Uzman Çavuşlar Enes Kaya, Sedat Yıldız ve Mustafa Alparslan şehit olmuştu. Patlamada, 4 asker ile 2 korucu da yaralanmıştı.
Şehitlerden Astsubay Darbaş ile Jandarma Uzman Çavuşlar Kaya ve Yıldız için uğurlama töreni düzenlendi. Selen Kışlası’nda düzenlenen törene, İl Valisi Mustafa Yaman, Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Özel, 70. Mekanize Zırhlı Tugay Komutanı Kurmay Albay Altan Er, Alay Komutanı Albay Ahmet Zafer İzci, şehit yakınları ve şehitlerin silah arkadaşları katıldı.

Tören, şehitlerin naaşlarını katafalka konulmasıyla başladı. Saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından birlik adına konuşma yapan Yüzbaşı Kemal Çetinkol, “Kahraman şehitlerimizin değerli aileleri, şüphesiz ki en kıymetli varlığınızı yitirdiniz. Sizin acınızı ne kadar paylaşsak da hafifletemeyiz. Ancak bizler de en yakınını kaybetmiş olmanın acısını yüreğimizde yaşıyoruz. Onlar sizin yakınınız olduğu kadar bizim de bir aile üyemizdir. Aramızdan ayrılmış olsalar da onlar, insanoğlunun erişebileceği en yüksek mertebede bulunmaktadır. Vatanımızın kahraman evlatları, aziz şehitlerimiz, sizi kaybetmiş olmanın verdiği acımız sonsuzdur. Şimdi siz de tüm şehitlerimiz gibi bu vatanın yıkılmaz temelinin harcı oldunuz. Uğrunda can verdiğiniz vatan toprağında al yıldızlı al bayrağın gölgesinde sonsuza dek huzur içinde uyuyun. Kanınızın son damlasına kadar savunmaya ant içtiğiniz emaneti devralıyoruz. Bu emanet sizin ve diğer şehitlerimizin kutsal emaneti olarak ilelebet muhafaza edilecek, asla kirletilmesine izin verilmeyecektir” dedi.
Tören, İl Müftüsü Dursun Ali Coşkun’un şehitler için dua etmesiyle sona erdi

Törenin ardından Jandarma Astsubay Çavuş Ömer Faruk Darbaş’ın naaşı memleketi Çorum, Jandarma Uzman Çavuş Enes Kaya’nın naaşı memleketi Konya, Jandarma Uzman Çavuş Sedat Yıldız’ın naaşı ise memleketi Osmaniye’ye gönderildi.
Aynı saldırıda yaralanan ve kaldırıldığı Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Mustafa Alparslan için ise Diyarbakır’da tören yapılacağı öğrenildi.

Mehmet Salih Keskin – Neriman Çelebi

 


Kaynak : İha.com.tr

Işın Karaca’dan flaş Sedat Doğan çıkışı!

Sözcü’de yer alan habere göre Işın Karaca, 2011 yılında fotoğrafçı Sedat Doğan’la evlenmişti. Bu evlilikten bir çocukları olan çift, iki yıl sonra sancılı bir sürecin ardından boşanma kararı almıştı. O dönem fotoğrafçılıktan klip yönetmenliğine terfi eden Doğan; başta eşi olmak üzere, Demet Akalın ve Ayşe Özyılmazel gibi isimlere klipler çekmişti. Ancak boşanma sonrası Sedat Doğan zor günler geçirmeye başladı. Sedat Doğan’ın adı son olarak, arkadaşından kullanmak için ödünç aldığı 60 bin lira değerindeki fotoğraf makinesi ve lensleri iade etmediği iddiasıyla geçti. Doğan bu tutumu yüzünden adliyelik oldu.

IŞIN KARACA İSMİ İKNA ETTİ

Şarkıcı Işın Karaca’nın fotoğrafçı olan eski eşi Sedat Doğan, kendisi gibi fotoğrafçı olan arkadaşı Ali İhsan Haykır’dan, yapacağı profesyonel çekim için fotoğraf ekipmanı istedi. Işın Karaca ile olan arkadaşlığına güvenen Ali Haykır, Sedat Doğan’ın bu isteğini kabul etti. İkili, 4 Haziran günü İstanbul İstinye’de bir kafede buluştu. Sedat Doğan çekim bittikten sonra ödünç aldığı eşyaları Haykır’a iade etmek üzere fotoğraf makineleri, lensler ve laptopları teslim aldı. Fakat Doğan, çekimlerin bitmesine rağmen ödünç aldığı makineleri iade etmedi.

Bunun üzerine Ali Haykır sürekli Sedat Doğan’ı telefonla aradı. Ancak Sedat Doğan, Haykır’ı oyalıyordu; aradığında telefonlara çıkmıyordu. Ali Haykır, geçtiğimiz günlerde İstanbul Taksim’de bir otelde konakladığını öğrendiği Doğan’ın yurtdışına gitmek üzere hazırlık yaptığını duyunca savcılığa başvurdu. İfadesine başvurulan Ali Haykır, Sedat Doğan’ın eşiyle arasında olan arkadaşlığına dayanarak profesyonel makine istediğini; değeri 60 bin lira olan makineleri aralarındaki güvenden dolayı teslim ettiğini söyledi.

KARACA, SOSYAL MEDYA HESABINDAN AÇIKLAMA YAPTI

Işın Karaca, eski eşi hakkında çıkan bu haberlerden duyduğu rahatsızlığı, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla dile getirdi.

Karaca kızının yıpranmaması adına bu haberlerin yapılması konusunda dikkat edilmesini istedi.

İşte o paylaşım:



Kaynak : Sacitaslan.com